“Kirazlı Özelinde Kaz Dağları Raporu” kabul edildi

19/11/2019 · Haberler
“Kirazlı Özelinde Kaz Dağları Raporu” kabul edildi

Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Pınar Bilir’in sunduğu “Kirazlı Özelinde Kazdağları Metalik Madencilik Mücadelesi Raporu”, Çanakkale Belediyesi Çalışanları Eğitim Sosyal Tesisleri Ercan Adsız toplantı salonunda gerçekleşen genel kurulda görüşüldü. Rapor, ilgililere iletilmek üzere kabul edildi.

“Gönen Çayı, Kocabaş Çayı (Granikos), Küçük Menderes Nehri (Skamandros) ve Havran Çayı kaynaklarını Kazdağları’ndan almakta ve beslenip, güçlenip sularını Ege Denizi’ne ve Marmara Denizi’ne boşaltmaktadır. Kuzeydoğu ve güneybatı yönünde 75-80 km uzunlukta bir alan su kaynakları ve karasal ekosistemi ile bir bütündür. Efsanesi ve doruk noktası Kazdağı olarak anılan tepe ile ekosistemi bir bütün olarak kabul eden Kazdağları tanımını karıştırmamak yerindedir” denildi.

Kaz Dağlarının öneminden söz eden Pınar Bilir; “Tarım, hayvancılık, orman, turizm ve rekreasyon gibi arazi kullanışları bakımından zengin çeşitliliğe sahiptir. Biyolojik çeşitlilik ve zengin fauna bakımından korunması öncelikli alanlardan biri olarak kabul edilmelidir. Yaşadığımız kent olan Çanakkale sahip olduğu tüm değerlerle birlikte tam olarak tarım ve turizm kenti iken günümüzde termik santral ve metalik madencilik projeleri ile anılmaktadır. Bu projeler sahip olunan değerler için bir yok oluştur. Enerji üretimi için rüzgar değerleri ve güneşlenme sürelerine bağlı olarak temiz enerji kaynaklarına yönelmek ve çalışmanın devamında da görüleceği üzere sahip olunan ekonomik değerler açısından da Kazdağlarının zengin olan üstünü metalik madencilik projelerinden korumak sürdürülebilir bir yaşam için kaçınılmazdır” dedi.

Çevre Meclisi Başkanı Pınar Bilir; “Kirazlı ve Ağı Dağı hem Çanakkale merkezin hem de çevrede bulunan birçok yerleşim alanının su kaynaklarını beslemektedir. Çok önemli su havzalarıdır. Şehrimizin kullandığı Atikhisar Barajının su rezervleri bu bölgelerdeki yer altı ve yer üstü sularından beslenmektedir. Altın madenciliği çalışmalarının madencilik şirketinin ifade ettiği gibi yapıldığı ve çevreye hiç atık bırakmadığı düşünülse bile (bilimsel olarak mümkün değildir) işlem sırasında milyonlarca ton suya ihtiyaç duyulmaktadır. Daha sondaj aşamalarında yüzbinlerce ton suyumuz şirketlerce kullanılmıştır. Tüm bu sular şüphesiz Çanakkale ve bölgesinin su rezervleri üzerinden karşılanmıştır ve karşılanacaktır. Oysa Çanakkale il merkezinin bugün bile su zengini bir il olduğunu söylememiz mümkün değildir. Kaz Dağı, Karamenderes, Kocaçay, Biga Çayı ile güneye dökülen akarsuları besleyerek çevresindeki yaşamın can damarlarını oluştururken, Kirazlı Balaban Dağı da Çanakkale yerleşmesinin içme ve sulama suyunu sağlayan Atikhisar Barajını beslemektedir. Kirazlı Balaban Dağı’na (Atikhisar Barajı – Sarı Çay Havzası) yapılacak bilinçsiz bir etki (çevrenin kirlenmesine ya da aşırı kullanılmasına neden olan bir insan etkinliği), su kaynaklarının giderek azaldığı, uzun süreli kuraklıkların yaşandığı ve kuraklaşma eğiliminin olduğu bir dönemde, Çanakkale kenti ve çevresinde ciddi su sıkıntısına neden olacaktır. Ruhsat alanı çevresindeki köylerin içme suyu ihtiyacını sağlayan kaynaklar, açık ocak işletme faaliyetlerinin yürütüleceği bölgenin akış aşağısında yer almaktadır. Proje sahası bu kaynakların beslenme alanını oluşturmaktadır. Proje sahasında yeraltı suyu akışını topoğrafya kontrol etmektedir. Dolayısıyla, bu düşük debili kaynakların madencilik faaliyetlerinden etkilenme olasılıkları söz konusudur. Başka bir ifade ile bazı kaynak ve çeşmeler, madencilik faaliyeti nedeniyle nitelik ve nicelik olarak daha da olumsuz etkilenebileceklerdir. Madencilik faaliyetlerinin su kaynakları üzerinde yaratabileceği olumsuz etkilerden biri de proje sürecinde oluşturulacak pasa ve yığın liç sahalarından kaynaklanabilecek sızıntı suların yeraltı sularına ve yüzey su drenaj sistemine karışması neticesinde suların kalitesinde meydana gelebilecek bozulmadır.

Sonuç olarak;

“Kentine sahip çıkma, aktif katılım ve çözümde ortaklık ilkelerinin bütünlüğünde, kentlerin yaşanabilir bir geleceğe taşınmasına katkıda bulunarak, kentlerin hak ve hukukunun korunması ile çevreye duyarlılığın,  Kent Konseyleri’nin temel ilkelerinden” olduğunu söyleyen Çevre Meclisi başkanı Pınar Bilir “Kazdağlarının sahip olduğu tarihsel, kültürel ve coğrafik özellikler Kazdağlarını doğal bir dünya mirası yapmaktadır. UNESCO kültür mirası içinde yer alan Troya Antik Kenti’nin bir bileşeni olarak tüm kaynakları ile, bir bütün olarak İda Dağı’da koruma altına alınmalıdır.

Zengin su kaynakları ve klimatolojik özellikleri nedeniyle bu coğrafyanın zenginliğini oluşturmaktadır. Verimli ve çeşitli tarım ürünlerinin varlığı, nitelikli hayvancılığın yapılması, gelişmeye ihtiyacı olsa da sahip olduğu turizm potansiyeli ile zengin bir kent yaratmaktadır. Bu bağlamda Kazdağlarının üstü altından daha değerlidir ve ekosistemin bütünü korunmalıdır.

Madenler ve termik santrallerle yaratılabilecek istihdam kısa süreli ve sağlıksız olacaktır. Bu işletmelerin sağlayacağı istihdam tüm işletme boyunca 2000 kişiyi geçmeyecektir, oysa Çanakkale’de nüfusun %50 si tarım ve hayvancılık ile geçinmektedir.

Maden şirketleri her türlü önlemi alacaklarını belirtseler de bölgeyi önemli tehditler beklemektedir. Su kirliliği, orman ekosisteminin yok oluşu, toprak kirliliği, biyoçeşitliliğin zarar görmesi, yöre halkında yaşanabilecek psikososyal sorunlar, tarım ve hayvancılığın yok olması kaçınılmazdır.

Kazdağları ve yöresinde metalik madencilik yapılamaz. Kamu yararı, ekonomik fayda açısından bir katkısı söz konusu değildir. Bölgeye yapılacak yatırımlar tarım, hayvancılık ve turizmi kalkındırmaya yönelik olmalıdır. Bununla ilgili bilimsel raporlar mevcuttur” demiştir.

Toplantıya katılanların önerileriyle zenginleşen genel kurulda rapor genel kurul katılımcıları tarafından onaylandı.

 

ÜST